Çek Cumhuriyeti PRAG

28 Ağustos 2011 Pazar PRAG


Sabah 4:30 da Prag Hlavni Nadrazi istasyonuna iniyoruz, büyük bir istasyon sürekli bir anons sesi var ve bir yerlerde elektronik müzik çalıyor, biraz dolanıyoruz ama çok uykumuz var ne yapsak diye salak salak durduktan sonra bekleme salonunda bir banka oturuyoruz. Gerçi iskender oturmuyor hemen bankın yanına polar battaniyesini sererek uykuya dalıyor, ben direniyorum en sonunda otururken kafamıda çantamın üzerine koyuyorum, sonra ne kadar koyduğumu hatırlamıyorum uyumuşum bu istasyon o kadar gürültülü ki sürekli anons var ve bir yerlerde müzik sesleri var gecenin o saatinde hiç çekilmiyor, çıldıracak gibi oldum bu Praglılar konuşmayı mı çok seviyor nedir diye düşünüyorum gecenin bu saatinde ne söyleniyor sürekli konuşan bir kadın sesi hiç anlamıyorum. İskender’e bu sesler vız geliyor tabi ki horluyor bile, bu şekilde gel gitler yaşayarak orada saat 07:00 a kadar kalmışız, en sonunda kalkıyoruz. Bakıyoruz ki; dükkanlar açılmaya başlamış change dövizci, market burger king in olduğu aynı zamanda kahvaltılıp birşeyler satan yer var önce gidip para bozdurmamız lazım hiç paramız yok 100 TL ben Prag için ayırmıştım 50 TL sini öncelikle veriyoruz ki, garda komisyon aldıklarını söylemişlerdi, 50 TL verince bize 377 kron veriyor. Sonra gidip elektrik bulup çay yapalım diyoruz ama nafile bir elektrik prizi buluyoruz ama çalışmıyor yapamıyoruz olmayacak vaz geçip o burger king in içinde olduğu dükkâna gidip bir sandviç ve 2 çay alıyoruz. Sandviçimizi paylaşıyoruz kahvaltıda da ne yapacağımıza karar vermeye çalışıyoruz. Dışarı çıkalım çantalarla buluruz bir otel diyoruz bu arada saat 08:00 oldu bile, dışarısı inanılmaz sessiz Pazar günü olmasından ve saatin çok erken olmasından olsa gerek, hatta istasyondan iyice ayrılınca sessizlik boğucu hal alıyor ortalığı inleten tek bir ses var oda çekçekli bavulumun arnavut kaldırımlı taşlarda çıkardığı ses, İskender önden ben arkadan yürüyoruz, bir kaç yer var ama kapalı, yürümeye devam benim Prag’la ilgili hazırladığım kitapçıkta haritada vardı epeyce yardımcı oluyor. Prag ucuz demişti diğer interrail ciler bizde uygun bir otel bakalım diyoruz ama açık bir yer bulsak oda yok neyse 15 dakika kadar yürüdükten sonra bir kaç yer buluyoruz, bir hostel kişi başı 15€ ya geliyor ama ortak banyo diye iskender kabul etmiyor. Aslında bana kalırsa olurdu, neyse bakmaya devam sonra ben çok yavaş gidiyorum diye iskender beni bir yerde çantalarla bırakıp kendi geziyor sokak sokak ama en son 80€ iki kişilik bir oda buluyor daha azı yok hani ucuzdu diyoruz kendi kendimize tabi bu arada saat 09:00 oldu elle tutulur bir yer yok biraz daha yürüyoruz old town dedikleri şehrin merkezine geldik bile, burada İskender beni bir yerde bekletiyor ve sokakları gezerek yer arıyor ama ne yazık ki 45 dakika sonra geldiğinde elle tutulur hiç birşey yoktu bizde olmayacak böyle internet cafeye gidelim diyoruz. Son gaz internet cafe deyiz yakınlarda varmış İskender görmüş, gidiyoruz hemen araştırmaya bir kaç yer buluyoırz ama iskender hostel olmasın ortak banyo olur diye tedirgin oluyor onları eliyoruz en son bazı otellerde de yer olmadığı için ve merkeze yakında 2 seçenek falan kalıyor ve fiyatı 78€ bir gece 2 kişi fiyatı iskender tamam yapalım rezervasyonu diyor.  Rezervasyon yapıyoruz Verena otele) ve internet cafeden çıkıyoruz bir saat kalmışız internet cafe nin fiyatı dakikası 1 kron şeklinde biz 1 saat kaldık çıkıp otele doğru yol alıyoruz. Oteli bulmamız zor olmuyor merkeze yakın sürekli haritaya bakıyor iskender ve kolaylıkla buluyoruz, otele gitmeden önce birşeyler alalım marketten odamızda yeriz diyoruz çay da yaparız hemen karşısında market var salam peynir ve ekmek alıyoruz. 40 kron tutuyor. Geldiğimizde odanın henüz hazır olmadığını öğreniyoruz. Check-in saat 2 de diyorlar bizde “tamam abi ayıpsın” diyoruz, çantaları bırakıp çıkıyoruz, Prag’ı gezmeye şehir merkezinde olan tüm yapılara neredeyse gidiyoruz, fotoğraf çekiyoruz, kentin merkezinde bir alış-veriş merkezi var oraya gidip bakalım diyoruz karnımızda aç tabi oda hazır olmadığı için yiyecekleri yiyemedik öyle aman aman bir ucuzluk yok; mesela Mc de her zaman yediğimiz menü fiyatı 6,50€ falan iken burada 5€ çok ucuz değil yani, neyse dolandıktan sonra karnımızdaki açlığa daha fazla dur diyemiyoruz ve en azından değişik bir şey yemiş olalım diye Mexcika mutfağından iki tane börek gibi birşey alıyoruz. İki de cola yanında 154 kron tutuyor yediğimiz şey değişik böreğin içine pilav koymuşlar garibime gidiyor tabi ama tadı fena değil yemeğimizi yedikten sonra dışarı çıkıyoruz  merkeze yürüyoruz. Çok yakın zaten tam şehrin göbeğinde küçük küçük kulübeler var ve yemek yapıyorlar, hediyelik satıyorlar panayır gibi keşke yemeseydik birşey burada yerdik diyoruz. Çok farklı şeyler var ama genelde domuz eti çevirme, tavuk şiş, kızartmalar, hee birde bizim kokereç yaptığım tarzda fırın ya da ocak düşünün o demirlere hamur geçirmişler üzerine de ceviz ve şeker sürmüşler bunlar döne döne közün üstünde pişiyor, ilginç doğrusu görüntüleri,  merak ettim tabi durur muyum, alalım diye tutturdum ve 50 kron verdik bir tane aldık. Aman pekte güzel değilmiş şekerli hamur, ama yemeden bilemezdim, diğer yerleri de geziyoruz.
Genelde domuz var güzel görünüyorlar aslında ama tabi ki bize uymuyor yiyecekler çeşit çeşit her türlü şey var, hiçbir ülkede böyle çeşitlilik yoktu çok hoşumuza gidiyor buradaki yerler, bu arada aslında; tüm bu yerlerden sabah geçtik biz,  fakat geçerken in ve cin top oynuyordu buralarda, hatta bu barakalarda ne ki diye düşünmüştük geçerken, kymetini bilememişiz yorgunluktan, yoksa süper sadelikte fotoğraflar çekmiş olurduk. Diyip, gezilecek başka yerleri de tavaf ettikten sonra ayaklarımızda da derman kalmadığını anlıyoruz. Bizde odamız hazırdır deyip otele doğru yol alıyoruz, geldiğimizde odanız 20 dakika sonra hazır olacak diyorlar kızıyorum beklemek hiç hoşuma gitmiyo söyleniyorum kendi kendime “zaten saat 14:30 olmuş 20  dakika daha ne demek” neyse ama 20 dakika sürmüyor birazdan, “hazır odanız” diyorlar. Odaya çıkıyoruz 106 numara asansörle 4. kat odaya gittiğimizde bir de ne görelim iskender zaten birşey diyemeden haaa s..... tir diyor suit oda vermişler bize bir yatak odası oturma odası tuvalet banyo süper bir oda çok hoşumuza gidiyor çok beğeniyoruz 3 gündür uyumuyor, banyo yapmıyor, yatak görmüyoruz. Böyle bir oda bize cennet hemen duşa giriyorum, ayağımdaki çamurlar o kadar çabuk çıkmaz herhalde çantada ki tüm şampuan sabun ne varsa çıkartıyoruz. iyice yıkanıyorum ne sabun yetiyor ne şampuan çıkınca şöyle bir uzanıyorum yatağa uyuya kalmışım bile, 2 saat sonra uyanıyorum, iskender  uyandırmamış beni oda internette programımıza falan bakmış kalkıyorum ve canım deli gibi çay istiyor hemen yapıyor İskender, çayımızı içip sandaviçlerimizi yiyip atıyoruz kendimizi dışarıya meşhur köprüye doğru gidiyoruz daha tepedeki Prag kalesine gideceğiz her yerde fotoğraf çekiyoruz köprünün üzeri çok kalabalık fotoğraf çekmek çok zor bu arada Prag da çok fazla Türk var, gruplar var Türk rehber eşliğinde bazen onlara kulak kabartıyorum, J gençler var interrail ci belli tiplerden J akşam güneş batışı için kaleye çıkmamız lazım köprüyü geçiyoruz.

Yürümeye devam oda ne önümüzde oldukça uzun bir merdiven var canımız çıkıyor dil dışarda çıkıyorum yukarıya, buraya çıkarken mutlaka suyunuzun olması lazım yoksa ağzınızı bir daha açamazsınız herhalde :) tepeye çıkınca kaleyi daha iyi görüyüroz. İskender esprileri patlatıyor,  “millet üşenmiştir saldırmaya o yüzden kale sapasağlam durmuştur” falan diyor. Gotik bir eser ürkütücü, ihtişamlı ne fotoğraf makinesi nede objektif yetiyor tamamını çekmeye fotoğraf çekimlerine geçiyoruz yoruluyoruz da tabi karanlıkta bastırdı hani köprünün kenarlarında restorantlar var kapısına gidip fiyatlar nedir diye bakıyoruz, aslında evet diğer şehirlere göre daha ucuz çünkü hiç bir şehirde dışarıda yemek yemeği düşünmedik bile çünkü en ucuz restorantta 40€ verirdik ama burada makarnalar mesela 159 kron (6-7€ civarı) et yemekleri 400 kron (18€), 290 kron (12€) yapıyor. Biz epeyce dolandıktan sonra bu arada restorantların önlerinde menüler var çekinmeden bakabilirsiniz tüm yemeklerin fiyatları ve resimleri var garsonlarda Türkiye de ki gibi üzerinize atlamıyor. Hello diyip susuyorlar, epeyce dolandıktan sonra şehrin tam göbeğine gelip yemeklere bakıyoruz sonra bir yerde oturmaya karar verdik bile ben makarna söyledim (159 kron) iskender tavuk ızgara söyledi (199 kron) ben 1 bira, (99 kron) iskender de 1 votka (99 kron) söylüyor. Yemekler çok geçmeden geliyor porsiyonlar az tavuk 2 parça küçücük ben memnunum bira da çok hafif iyi benim için baya oturuyoruz. İskender üşüyor ve hesap istiyoruz. Hesap geldiğinde bakıyoruz ki istediğimiz rakam yazmıyor J 669kron gösteriyor hesap inceliyoruz servis ücreti 66 kron ve ekmek için 60 kron aldıklarını görüyoruz. Servis ücretini % olarak almışlar iskender hesaplıyor neyse önemli değil tabi hemen ödüyoruz. Ama siz siz olun yanılmayın ayrıntıları gözden kaçırmayın ki hesap tutsun geç oldu zaten otelimize dönüyoruz, iskender uzanır uzanmaz uyuyor ben biraz günlük yazıyorum ve sonra uykuya dalmışım bile...  


 
Resim yazısı ekle


Bugün ki harcamalar:



Tuvalet
:
50 cent
Change için
:
1€ (komisyon ücreti)
Garda Kahvaltı
:
4€
Market
:
4€
Otel
:
70€
Öğlen yemek
:
6€
Meydan da tuvalet
:
2€ (50 kron)
Meydan da tatlı
:
2€
Akşam kek
:
1,5€ (40 kron)
Akşam yemek 
:
29€ (669 kron)
Tuvalet
:
50 cent
Change için
:
1€ (komisyon ücreti)